Sevmek Zorunda Değiliz Ama Saygı Duymalıyız

13 Şubat 2010 Cumartesi

Türkiye'nin politik gündemini oluşturan isimler; Recep Tayyip Erdoğan, Deniz Baykal, Devlet Bahçeli, İlker Başbuğ ve diğerleri...

Saydığım isimlerin her birisi Türkiye'nin önemli makamlarında oturmakta ve aldıkları kararlarla, hatta ağızlarından çıkan her bir sözcükle Türkiye'nin gündemini değiştirebilecek konumdalar.

Yaşadığımız süreçte bu isimlerin her birine karşı, yoğun bir karalama kampanyası yürütülmekte. Daha da acısı bu karalama kampanyasına, belki de farkında olmadan, çanak tutan yüz binlerce insan var!

Eleştirmek ile hakaret etmek arasındaki farkı artık algılayabilmeliyiz. Bir başbakanı, bir muhalefet liderini ya da genel kurmay başkanını eleştirmek elbette çok doğal birşey fakat bu insanlara hakret etmek hiç de doğal değil! Unutmayalım ki tüm bu isimler Türkiye'yi temsil ediyorlar. Örneğin, birilerinin sosyal mecralarda (akıllarınca) alaya adığı Orgeneral İlker Başbuğ, bu ülkenin ordusunu temsil ediyor, ordumuzu temsil ediyor. Lütfen yazdıklarımıza biraz dikkat edelim, biraz olsun sağduyulu olalım..

Read more...

Okan Yüksel Video Blog, Başlık Denemesi

12 Şubat 2010 Cuma

Blog yazarlığı Türkiye'de son sürat yayılmaya devam ederken, video bloglar konusunda hemen hemen hiçbir gelişme olmadığını üzülerek görüyorum. Oysaki bu iş Türkiye dışında oldukça yaygın bir şekilde yapılmakta ve insanlar tarafından da ilgiyle izlenmekte.

Gökçen Karan ve az da olsa Çağatayca'nın yaptığı video blogların dışında bildiğim kadarıyla hiçbir güncel video blog yok. Ki bu iki video blogun da çok sık güncellendiğini söylemek güç. Bu noktada birşeyler yapılması gerektiğini düşünerek, en azından bir çeşitlilik oluşturmak amacıyla ben de bir video blog yayınlamaya karar verdim.

Yine bu adreste, yazılarımla birlikte videolarımı da yayınlayacağım. Bunun için şimdiden çalışmalara başladım, hatta ilk başlık denememi hazırladım. İzledikten sonra, olumlu veya olumsuz her türlü yorumunuzu beklior olacağım:


Read more...

Org. İlker Başbuğ: Sabrımız Taşarsa..

Genel Kurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ, gazeteci Fatih Altaylı ve Murat Bardakçı'ya çarpıcı açıklamalarda bulunmuş. İlker Başbuğ'un yaptığı açıklamanın bir bölümü şöyle: "Biz bütün bu olayların ve yapılanların arka planını biliyoruz. Birileri gerekeni yapar diye susuyoruz. Çünkü devlet adamıyım. Devlet adamı gibi davranmam lazım. Devlete ve hukuka saygımız var ama bunun da bir sınırı var. Sınır aşılırsa bildiklerimizi halkla paylaşmaya başlayacağız."


Org. İlker Başbuğ'un, açıklamasında "yapılanlardan" kastettiği şeyin son yıllarda Türk Silahlı Kuvvetleri'ne karşı yürütülmekte olan asimetrik psikolojik savaş olduğu ortada. Bu çerçeveden düşünülecek olursa Org. İlker Başbuğ'un biraz geç kaldığı söylenebilir. Ne yazık ki, Türk Silahlı Kuvvetleri'ne karşı yürütülmekte olan psikolojik savaşta, bugüne kadar kaybeden hep Türk Silahlı Kuvvetleri oldu. Buna karşın Org. İlker Başbuğ'un bu açıklamaları söz konusu süreçte artık birşeylerin değişebileceğini gösteriyor. Özellikle Org. İlker Başbuğ'un  "Biz bütün bu olayların ve yapılanların arka planını biliyoruz" sözleri üzerinde düşünmek gerekiyor. Eğer Türk Silahlı Kuvvetleri'nin istihbarat yapılanması biraz olsun profesyonel iş çıkartabildiyse, Türkiye gündemi derinden sarsılabilir!

Tüm bu istihbaratın, en azından Org. İlker Başbuğ aracılığıyla, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın da önüne konulduğunu düşünüyorum. Bu noktada Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'a da büyük görev düşüyor. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın yapılması gerekenleri bir devlet adamına yakışacak şekilde yapacağına inanıyorum. Aksi halde yaşanabilecek gergin bir süreçte kaybeden önce Türkiye olacak!

Read more...

FOXBYTES: Türkiye'nin Yeni İnternet Televizyonu!

10 Şubat 2010 Çarşamba

FOX International Channels'ın FOXBYTES logolu şirin kutusunu almış bulunmaktayım. Kutunun içerisinden Türkiye'nin yeni internet televizyonunun anlatıldığı ve internet televizyonunda yayınlanacak dizilerin ilk bölümlerinin bulunduğu bir CD çıktı. Dizileri hemen izlemeye başladım; oldukça ilgi çekici ve bir o kadar da hoşlar... Özellikle de alışılagelmiş dizilerden oldukça farklılar.

FOXBYTES'ın izleyicilere neler sunacağını merak ediyorsanız, kendileri bu soruyu şöyle yanıtlıyorlar: "Her hafta yayına girecek yeni bölümleriyle, kısa diziler ve animasyonlar. Heyecanlı anlatım, komik ve provaktif konular, daha önce karşılaşmadığınız orijinal yapımlar. En önemlisi; FOXBYTES'da her bölüm 1-5 dakika arasıdna!"

Öncesinde de belirttiğim gibi FOXBYTES bir internet televizyonu! Haliyle tüm bu diziler tamamen ücretsiz olarak www.foxbytes.com.tr adresinde yayınlanacak. Öyle bölüm kaçırmak, her bölümü bir kez izlemek zorunda kalmak gibi durumlarla karşılaşmayacaksınız artık! FOXBYTES internet sitesinden yedi gün, yirmi dört saat yayınlarını sürdürecek.. Dildeğiniz dizinin, dilediğiniz bölümünü, dilediğiniz kadar izleyebileceksiniz.

Genelde sözü fazla uzatan bir insan olarak bu sefer çok da fazla uzatmak istemiyorum. Çünkü FOXBYTES mükemmel bir tanıtım reklamına sahip! Bu reklam kanala dair hemen herşeyi ve özellikle de kanala verilen önemi gözler önüne seriyor, buyrun izleyin:

Read more...

Bilgisayar ve İnternet Geçmişim

09 Şubat 2010 Salı

On yılı aşkın süresi bilgisayar başında geçen bir hayatım oldu. Öncesinde, her bilgisayar kullanıcısı gibi ben de oyunlar oynayarak başladım bu serüvene. Şimdi durup da o ilk günleri düşününce Grand Theft Auto, Star Craft ve Diablo geliyor aklıma..

Sonrasında  ise Türkiye'de internetin yaygınlaşması süreci başlıyor ve oyunlardan kopuyorum. Artık internet dönemi başlamış oluyor benim için, ilk chat deneyimimi annem, babam ve ablam eşliğinde  kontrollü bir şekilde yaşıyorum. Ailecek bu olayı anlama ve değerlendirme fırsatımız dahi olmadan internetin daha farklı noktalarını da keşfetmeye başlıyoruz. Hayatımıza Superonline giriyor, Mynet giriyor. O zamanların popüler arama motoru ise AraBul. Ben hemen Mynet'in halen kullanılmakta olan MySite uygulamasını kullanmaya başlıyorum. Ve evet, böylelikle hayatımda ilk defa internet okuru olmanın yanı sıra internet yazarı da olmuş oluyorum! Artık ben bir internet okur-yazarıyım!

MySite'den yaptığım ilk yayın, okulda büyük yankı uyandırıyor. Aslında bu yankının altında benim yazıcıdan çıkarttığım ve sitemi tanıtan yüzlerce broşürün de etkisi oluyor. Sonra sitemde sınıfın en güzel kızını seçtiriyorum sınıf arkadaşlarıma, ardından sınıfın en yakışıklı erkeği geliyor. Sonrasında ise sınıfın en güzel kızını, sınıfın en yakışıklı erkeği olarak (Hayır, ankette hiçbir hile yapmadım!) yemeğe çıkartıyorum.

Sonrasında ikinci ve üçüncü yayınlarım başlıyor. Ders notlarımı yayınlamaya başlıyorum, sınavlar öncesinde ders kitaplarından özetler yayınlıyorum sitelerimde...
Günler böyle gelip geçerken, blog kavramını kaşfediyorum ve ardından Bloggum'da bir hesap açarak "Blogumda İlk Satırlar"ı yayınlıyorum. Tarih 4 Temmuz 2007! Sonrasında 2007 Bloggum Blog Ödülleri 1.liği geliyor ve hemen ardından da 2008 Blog Ödülleri Haber Gündem 1.liği...

Şimdilerde ise internet gazeteciliği ve blog yazarlığı üzerine bir kitap çalışması yürütüyorum. 2010 içinde kitabımı yayınlamak istiyorum, kim bilir belki de 2011'e kalır...

Read more...

Prof. Dr. İlber Ortaylı ve "Normal" Bir Darbe

08 Şubat 2010 Pazartesi

Prof. Dr. İlber Ortaylı akademik çevrelerin yanı sıra toplum tarafından da tanınmış ve düşüncelerine değer verilen bir akademisyen. Tarih üzerine yaptığı çalışmalar Türkiye'nin dününe ışık tutarken bugününü de anlamıza olanak sağlıyor.

Bugün Prof. Dr. İlbert Ortaylı yaptığı bir konferans ile yine gündemdeydi; MHP'nin Siyaset ve Liderlik Okulu'nda konferans veren Prof. Dr. İlber Ortaylı ordunun siyasete karışmasının kaçınılmaz olduğunu, bunun tarihsel gerçeklik taşıdığını savunarak şunları söyledi: ''Sivil siyaset kendini geliştiremezse darbe kaçınılmazdır."

Bu açıklama üzerine haliyle gündem baştan aşağı değişti. Askeri müdahale ihtimali üzerine yine tartışılmaya başlandı. Oysa ben bu ihtimali hesaplama işini çok güzel ve net bir biçimde 29 Haziran 2008 tarihinde formüle etmiş ve şunları yazmıştım: "TSK, elindeki mevcut güçlerle yurdum gündemine yön verme potansiyelini zaten elinde bulunduruyor. Hal böyleyken, karşımıza tek bir gerçek çıkıyor: TSK, silahlı bir müdahale yapacak kadar güçsüz değil! Belki 80'de güçsüzdü ama bugün değil!"

Bu formülasyonu yaklaşık iki yıl öncesinde yazmış birisi olarak bugün için takdiri size bırakıyorum. Bu formülasyonu kullanarak söz konusu ihtimalin bugün için ne kadar az ya da fazla olduğunu hesaplayabilirsiniz sanıyorum.

Son olarak Prof. Dr. İlber Ortaylı'nın açıklamalrına tekrar dönecek olursam, aslında bu süre zarfında yaşananlar oldukça ironik bir boyuta da sahip. Prof. Dr. İlber Ortaylı, askeri bir müdahale ile sivillerin yönetimden uzaklaştırılmasının normal olduğunu açıklarken onu alkışlayan ve ödül veren insanların sivil siyaseti temsil eden milletvekilleri olması oldukça ironik ve hayli komik bir durum. Ki bu ironiye sadece MHP değil, aynı zamanda TBMM onur ödülünü Prof. Dr. İlber Ortalı'ya vermek üzere anlaşmaya varan Ak Parti de imza atmış oluyor. Hal böyle olunda ben bir kez daha Türkiye'nin çok da normal olmayan bir ülke olduğunu, bu noktada askeri müdahale de dahil hemen herşeyin bu ülkede normal karşılanabileceğini düşünmeye başlıyorum... Bilmem yanılıyor muyum?

Read more...

Yasal Uyarı

Bu sitenin tüm hakları saklıdır. okanyuksel.com.tr adresinde yayınlanan tüm haber, makale ve röportajlar ancak kaynak gösterilmek ve okanyuksel.com.tr'nin ilgili sayfasına link verilmek koşuluyla yayınlanabilir. Aksi halde yayın yapanlar hakkında yasal işlem başlatılacaktır.

İletişim

E-Posta ile Okan Yüksel'e ulaşmak için tıklayınız. Hiçbir soru ve sorununuz cevapsız kalmayacaktır!

  © Free Blogger Templates Columnus by Ourblogtemplates.com 2008

Back to TOP