Türk Dış Politikası'nın Türkiye'ye Yansımaları
05 Ocak 2010 Salı
Şüphesiz ki, iyi bir iç politika tahlili yapabilmek için o ülkenin dış politikasına ve hatta uluslararası konjonktüre bakmak gerekiyor. İç politikada yaşanan gelişmelere bu çerçeveden bakıldığı zaman taşların birer birer yerine oturduğunu gözlemliyorsunuz.
II. Dünya Savaşı sırasında uygulanan Türk Dış Politikası'nın Türkiye'ye yansımaları; aslında ne demek istediğimi çok net özetliyor. Bu süreci Doç Dr. Göksel İşyar'ın "Karşılaştırmalı Dış Politikalar" kitabından özetleyerek aktarıyorum: "Almanya güçlü olduğu sıralarda, basına her türlü sıkı denetim ve sansür uygulandığı halde, Türkiye'deki gazetelerin hemen hergün Almanya'yı övmelerine ve Türk Turancı akıma destek çıkmalarına göz yumuldu. Almanya'nın Stalingrad yenilgisi sonrasında ise, durum tam tersine döndü. Buradan birkaç ay sonra (Temmuz 1943) basın-yayın organlarında, Türkçü, Turancı akımlara birdenbire savaş açıldı. Cumhurbaşkanı İnönü de, 19 Mayıs törenlerinde yaptığı konuşmada, 23 milliyetçinin mahkemeye sevkedildiğini söyledi. Irkçı-Turancıların gizli tertipler içinde oldukları suçlaması yöneltildi. Duruşmaların ardındansa, bunlar çeşitli cezalara çarptırıldılar. Ama, Sovyet Dışişleri Bakanı Molotov, 7 Haziran 1945 tarihinde, Boğazlar'dan üs ve Doğu Anadolu'dan toprak isteyen notayı gönderince, Yargıtay, sağcıların bu mahkumiyetini hemen kaldırdı. Türkiye, Truman Doktrini çerçevesinde ABD ile yakınlaşmaya başlayınca da, bütün bu kişiler aklandılar."
Malumunuz bugün için, politik gündemimizi oluşturan davalar arasında en önde geleni Ergenekon Davası. Bu davayı anlamak için de, Türkiye'ye değil, Türk Dış Politikası'na bakmamız gerekmekte diye düşünmekteyim. Sanırım, yaşadığımız tüm bu süreç konjonktürün Türkiye'ye yansımasından ileri gelmekte..
0 yorum:
Yorum Gönder